Peru ve Bolivya sınırındaki Titicaca Gölü’nde yaşayan Uros halkı, deniz seviyesinden 3 bin 812 metre yüksekte tamamen totora bitkisinden ürettikleri 100 yüzen adada yaşamını sürdürüyor. Herhangi bir çimento veya beton temel içermeyen bu yapılar, atalardan kalma inşaat tekniği sayesinde binlerce yıldır su üzerinde batmadan kalmayı başarıyor.
YÜZEN ADALAR BETON KULLANILMADAN NASIL İNŞA EDİLİYOR?
İnşaat süreci, Titicaca Gölü’nün sığ alanlarında yetişen totora bitkisinin hava kabarcığı içeren kök bloklarının toplanmasıyla başlıyor. Toplanan yüzen kök tabakasının üzerine çapraz açılarla kurutulmuş totora kamışları istifleniyor. Toplam kalınlığı 2 metreye ulaşan bu katmanlar, üzerindeki evlerin ve insanların ağırlığını taşıyabilecek seviyede bir kaldırma kuvveti oluşturuyor.
ADALARIN SUDA SÜRÜKLENMESİ NASIL ÖNLENİYOR?
Akıntı ve rüzgar nedeniyle adaların yer değiştirmesini engellemek amacıyla özel bir sabitleme sistemi uygulanıyor. Yüzen platformlar, göl tabanına çakılan okaliptüs kazıklarına halatlarla bağlanarak sabit tutuluyor. Su seviyesindeki değişimlere göre yükselip alçalan platformlar, alt kısımdaki çürümeleri dengelemek amacıyla düzenli olarak taze kamışlarla takviye ediliyor. Bu bakım sayesinde bir ada 30 yıl boyunca kullanılabiliyor.
UROS HALKI NEDEN SU ÜZERİNDE YAŞAMAYI TERCİH ETTİ?
Yaklaşık 3 bin yıl önce bölgedeki kara topluluklarıyla yaşanan çatışmalar ve toprak anlaşmazlıkları, Uros halkını savunma amacıyla göle yönlendirdi. Tehlike anında demirleri sökerek karadan uzaklaşma stratejisi üzerine kurulan bu yerleşim modeli, zamanla kalıcı bir yaşam tarzına dönüştü. Yaklaşık 1800 kişinin barındığı adalar, günümüzde uluslararası turizm rotaları arasında yer alıyor.