Erdoğan’dan Batı’ya “İsveç’in NATO üyeliği” mesajı: Zirvede el bebek gül bebek diyemeyiz; Stokholm’ün beklentileri bizim onlara uyacağımız anlamına gelmez

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Batı ülkelerinin taleplerini sıkça dile getirmesine rağmen Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya 11 Temmuz’daki NATO Vilnius Zirvesi’nde üye olmasına izin vermeyeceğini sinyalini verdi. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Azerbaycan ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik sürecine ilişkin, “NATO’nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO’nun bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius’ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz.” ifadelerini kullandı.

“Fevkalade bir durum olmadığı takdirde” Vilnius’ta yapılacak zirveye katılacağını belirten Erdoğan, “İsveç’in bu beklentileri, bizim bu beklentilere uyacağımız anlamına gelmez. Bizim bu beklentilere uymamız için, her şeyden önce İsveç’in üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım” diye konuştu. 

“Vilnius’ta farklı bir şey beklemeyin”

Geçen günlerde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı şunları söyledi:

Biz Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Bestler Dereler’de bu teröristlerin inine anayasayla mı girdik, yasayla mı girdik? Yok. Zaten yasalarda da anayasalarda da kolluk kuvvetlerine verilmiş olan haklar var. Kullan bu hakları. Sen bu hakları kullanmayacaksın, bize ‘Gel İsveç’i NATO’ya al’ diyeceksin. NATO’nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO’nun bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius’ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz. Bugün, Başdanışmanım, Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç İsveç, Finlandiya, NATO heyetiyle Daimi Ortak Mekanizmanın dördüncü toplantısını yapacak. Onlara da şimdiden bu mesajı verecek; ‘Yani Cumhurbaşkanı’mızın kanaati budur, kesinlikle Vilnius’ta çok daha farklı bir şey beklemeyin.'”

“Adanın asli unsuru Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak önceliğimiz olmayı sürdürecek”

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından KKTC ve Azerbaycan’a düzenledikleri ilk resmi ziyaretleri tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ikili ve heyetler arası olmak üzere verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, “KKTC’de, Türkiye ve KKTC arasındaki güçlü bağların altını tekrar çizdiklerini, ikili gündemde yer alan konuları ve Kıbrıs meselesine dair son durumu değerlendirdiklerini” belirtti.

“Maruz kaldıkları onca haksız, hukuksuz ambargoya rağmen Kıbrıs Türklerine devlet hizmetlerinin rahatlıkla sunulabilmesi noktasında yürüttükleri ortak çalışmaları ele aldıklarını” ifade eden Erdoğan, “KKTC’nin Doğu Akdeniz’de bir çekim merkezi haline getirilmesi yönünde attığımız ve atacağımız adımları mütalaa ettik. Türkiye olarak, Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaatlerinin korunması, Doğu Akdeniz’de barış, güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, adanın asli unsuru Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Bu konuda kararlılığımızı Sayın Tatar’a tekrar ifade ettim. Bundan sonraki süreçleri yine işbirliği içinde yürütmeyi kararlaştırdık.” diye konuştu.

“Seçim zaferimize en az bizim ve milletimiz kadar, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de sevindi”

Erdoğan, Lefkoşa’nın ardından Bakü’ye geçtiklerini anımsattı.

İlham Aliyev ve Azerbaycan halkının 6 Şubat depremleri sonrasında Türkiye ile sergilediği dayanışmayı asla unutamayacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Tıpkı kendi insanımız gibi Azerbaycanlı kardeşlerimiz de depremzedelerimiz için seferber oldu, harekete geçti. Seçim sürecinde de Azerbaycan halkının manevi desteğine bizzat şahitlik ettik. 28 Mayıs gecesi Ankara ve İstanbul nasılsa, Bakü’de de aynı coşku, aynı heyecan, aynı mutluluk vardı. Seçim zaferimize en az bizim ve milletimiz kadar, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de sevindi. Ziyaretimizle hem kendilerine manevi destek ve duaları için teşekkür ettik hem de gündemimizde bulunan konuları ayrıntılı şekilde ele aldık.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, görüşmelerde, Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreçlerinde kaydedilen mesafeleri değerlendirdiklerini, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin ilerlemesinin Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerinin normalleşmesine önemli fayda sağlayacağını vurguladı.

“Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan ile çalışmaya devam edeceğiz”

“Çekilen onca acıdan sonra bölgede barışın kapısının aralandığını gördüklerini, bu fırsatın kaçırılmaması için ilgili tüm tarafların sorumlulukla hareket etmelerini beklediklerini” belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Azerbaycan ile Stratejik İşbirliği Konseyi ve Karma Ekonomik Komisyon gibi mekanizmalarımızı işleterek ikili ilişkilerimizde yakalanan ivmeyi sürdürmek istiyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel işbirliği ve istişare mekanizmalarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan ile çalışmaya devam edeceğiz. Seçimler sonrasında yaptığımız bu tarihi ziyaretin, mevcut dayanışmamızı güçlendirdiğine inanıyorum. Ziyaretlerimizin, ikili ilişkilerimizle birlikte tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şahsıma, eşime ve heyetime gösterilen samimi ev sahipliğinden dolayı Sayın Tatar ve Sayın Aliyev’e bir kez daha şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

“Batı’ya ne kadar yakınsak Doğu’ya da en az o kadar yakınız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı’nın dış politikada yansımalarını nasıl göreceğiz? Türkiye’nin yeni dönemdeki ekseni Batı odaklı mı olacak, yoksa diğer coğrafyalarda da etkisini sürdürerek denge politikasıyla zirveye taşıyacağı bir döneme kapı mı aralayacak?” sorusu üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu yılda özellikle Doğu mu Batı mı gibi bir ayrıştırmaya gitmek, bir defa bizim ilkelerimizin arasında yer almıyor. Biz Batı’ya ne kadar yakınsak Doğu’ya da en az o kadar yakınız. Bizim derdimiz özellikle bu yüzyılda dünyadaki tüm ülkelerle aynı anlayışla bir arada olmak… Hepsiyle tüm görüşmelerimizi en ideal şekilde sürdürmenin gayreti içerisinde olacağız. Tüm dünyayla şu ana kadar sürdürdüğümüz ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte de rahat ve ilkeli şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Diyalog ve diplomasiyi öncelikli olarak kullanarak inisiyatif almayı, bölgemizde ve dünyada barışın ve istikrarın egemenliği için ne gerekiyorsa onu yapmayı inşallah temenni ediyoruz ve bunu yapmaya da çalışacağız. Tabii bu temelde milletimizin hakkıyla beraber tüm insanlığın hakkını, hukukunu, ortak menfaatlerini savunmak da bizim asli sorumluluğumuz olacaktır.”

” Zengezur Koridoru, Ermenistan’la ilgili değil, İran ile ilgili bir sorun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Göreve Başlama Töreni’ne katılımı, Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri ve Zengezur Koridoru’nda hangi aşamada olunduğuna ilişkin soru üzerine, özellikle Paşinyan’ın davetlerine icabet etmesinin önemli bir adım olduğunu dile getirdi.

Bu noktada Paşinyan’ın birçok engeli, ülkesindeki muhalif anlayışları da aşarak davete icabet ettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Başbakan Paşinyan ile bu törende ancak ayaküstü bir görüşme yapabildik. Bu ayaküstü görüşmede kendisinin bu davetimize icabeti sebebiyle teşekkürlerimizi ifade ettik. Bunun yanında son olarak da Karabağ dahil Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıyabileceklerine ilişkin ifadeleri bu anlamda önemliydi. Tabii bunu tanımaları önemli bir gelişme. Ama az önce ifade ettiğiniz gibi Ermenistan’da da Paşinyan’a karşı takınılan tavır, bu da çok çok önemli. Şu ana kadar Paşinyan bu konuda geri adım atmadı. Zengezur Koridoru’na gelince; Ermenistan ile ilgili bir sorun değil. Zengezur Koridoru, İran ile ilgili bir sorun. Yani halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan iki ülke. Burada İran’ın böyle bir tavır içerisinde olması gerek Azerbaycan’ı gerekse bizi üzüyor. Aslında onları da üzmesi lazım. Bir de burada vagon başına alınan ücretler filan da ne yazık ki çok çok yüksek. Temenni ederim ki bu sıkıntıyı da kısa zamanda aşarız. Buna olumlu yaklaşmış olsalar bugün gerek kara yolu gerek demir yoluyla burada Türkiye-Azerbaycan-İran birbiriyle bütünleşmiş olur ve belki de Pekin-Londra hattı da açılmış olur.”

Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçim sürecinde Türk’ün yolu projesinde Azerbaycan’a yer vermemesini sorması üzerine Erdoğan, “Kılıçdaroğlu tren yolu, kara yolu filan bu işlerden anlamaz. Biz bu İpek Yolu’nu Çin ile kaç yıl önce konuştuk. Biliyorsunuz Çin’in İpek Yolu Projesi var. O davete ben de icabet etmiştim ve o hala devam eden bir şey. Bu da bir yerden duymuştur. Bunu söylersem herhalde buradan bana biraz oy gelir diye düşünmüştür. Ne geldiği ortada.” dedi.

“Yunanistan’la komşuyuz; düşmanlıkları çoğaltmanın değil, azaltmanın peşindeyiz”

Erdoğan, “Yunanistan’da 25 Haziran’da komşuda yeniden seçim var. Miçotakis eğer seçilirse sizinle NATO’da görüşmek için fırsat arayacağını söyledi. Yeni dönemde Yunanistan ile ilişkiler konusunda nasıl bir öngörüde bulunuyorsunuz?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Bizim seçimden sonra Miçotakis aradı, tebrik etti. Böyle bir süreç oldu. Dolayısıyla şu anda Vilnius’ta böyle bir şey olması halinde biz görüşmekten çekinmeyiz. İki komşu ülkeyiz. Yeter ki zaman zaman ileri geri verilen mesajlar olmadıktan sonra, biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil, azaltmanın peşindeyiz. Dolayısıyla onunla da orada bunları konuşuruz. Tabii burada bir şey var. Söyleyeceğimiz şeyler belli. Nedir o? ‘Sayın Başbakan, bu silahlanmayı bırakın artık. Yani bu silahlanmayla nereye varacaksınız? Durmadan Amerika size bol bol silah veriyor. Bedava verdiği için mi alıyorsunuz, yoksa para pul istemiyor da böyle mi alıyorsunuz?’ Herhalde bunları bir konuşuruz. Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız. Türkiye budur, Erdoğan budur.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir